|
EKMEK VE KATKI
MADDELERİ
GİRİŞ
Gıda
katkı maddeleri "Üretici ve tüketici menfaatleri ile halk sağlığını
korumak, gıda maddelerinin tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretim,
hazırlama, işleme, muhafaza, depolama, taşınma ve pazarlanmasını sağlamak üzere
gıda maddelerinin özelliklerini belirlemeyi" amaçlayan Türk Gıda Kodeksi
Yönetmeliğinde "Tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya
yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek basına besleyici değeri olan veya
olmayan; seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında
kalıntı veya türevleri mamul maddede bulunabilen, gıdanın üretilmesi,
tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması
sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini
korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek
amacıyla kullanılmasına izin verilen maddedir" olarak tanımlanmaktadır.
Birleşmiş
Milletler Dünya Sağlık Örgütü, WHO/Gıda Tarım Örgütü, FAO ortak organizasyonu
olan "Codex Alimentarius" komisyonu uluslararası standart
geliştirmek amacıyla yeni bir "Gıda Katkı Maddeleri Genel Standardı,
GSFA" hazırlamaktadır. Bu listeye sadece "JECFA"(FAO/WHO Gıda
Katkı Maddeleri Ortak Uzmanlar Komitesi) tarafından değerlendirilmiş katkı
maddeleri dahil edilmektedir. Bu komisyon tarafından, gıda katkı maddelerine
sadece; kullanımları için teknolojik bir gereklilik var ise, tüketiciyi
yanıltmıyor ise, ve tüketicinin sağlığı üzerine hiçbir tehlike
oluşturmuyorlar ise izin verilebilmektedir. Bununla birlikte, komisyon
kararları sadece tavsiye niteliğinde olup her ülke kendi yönetmeliklerim
hazırlamakta ve uygulamaktadır. Avrupa Topluluğunda ise gıda katkı
maddelerine tüm 15 üye ülke yanında Norveç ve İzlanda için de izin
verilmektedir.
Bahsi
geçen gıda katkı maddelerinin özellikle Türk halkının günlük olarak bol
miktarda tükettiği ekmeğin üretiminde; ne amaçla ve ne miktarda
kullanıldığı, konuyla ilgili yasal düzenlemeler ve dünya çapında bu
işin nasıl yapıldığı son derece önemli bir hale gelmiştir.
EKMEK KATKI MADDELERİ VE HAMUR OLUŞUMU
Ekmek katkı maddeleri bileşimlerine bağlı olarak ekmek
üretiminde ve/veya ürün kalitesinde belli özeliklerin iyileştirilmesi için
kullanılır.
Sadece un, maya, tuz ve suyun karıştırılması ile
oluşturulan hamur hemen işlenerek üretimi yapılırsa istenilen özellikte ekmek
elde edilemeyecektir.
Hamur içindeki un proteinlerinin ideal ekmek özelliklerini
temin edebilmek için belli olgunluğa erişmeleri gerekir.
Hamur olgunlaşması hamurun şekil verme öncesindeki yoğurma
ve mayalama aşamalarının seçimi ile aşağıdaki özelliklerin bulunması
beklenilir.
- Hamurun kesme ve şekil verme aşamasındaki fiziksel
kuvvetlere dayanabilmesi ve
yırtılmadan şekil
alabilmesi,
- Şekil verme sonrası hamur içerisinde gaz hücrelerinden
oluşan bir ağ oluşturabilmesi,
- Mayalamanın son aşamasında, bu gaz hücrelerinde
mayalanmadan ileri gelen gazlarının tutulabilmesi,
- Hamurun son mayalanma aşamasında yeterince maya ve
mayanın kullanılabileceği
şeker türlerinin
bulundurulabilmesidir.
Hamurun olgunlaşması iki yolla olur;
- Biyolojik yöntem
- Mekanik yöntem
Biyolojik yöntem: Mayalanma sonucu, hamurun
fiziksel özellikleri değişerek hamur daha elastiki bir yapı kazanır. Ekmek kalitesi
ilerleyen mayalanma süresi ile uygun değere erişene kadar artar. İdeal
mayalanma süresinin ötesinde ekmek özellikleri olumsuz yönde etkilenir.
İki modelle biyolojik olgunlaşma olur;
Fiziksel model: hamur içerisindeki serbest suyun oluşan
mayalanma gazları ile emilmesi
Kimyasal model: maya tarafından üretilen peroksit ile oksidasyon
oluşumudur.
Mekanik yöntem: hamurun olgunlaşması için uzun
süreli mayalanmaya ihtiyaç duyulmaz. Hamur olgunlaşması etkili hamur
yoğrulması ve hamura eklenen oksidan maddelerle (askorbik asit ve oksitleyici
enzimler) temin edilir.
EMÜLGATÖRLER
|
Emülgatörler (
hamur güçlendiriciler)
|
|
- Lipaz (enzim alternatifi)
|
- Un proteinleri ile etkileşerek hamurun kuvvetlenmesini
sağlarlar
- Hamur işleme özellikleri iyileşir
- Hamur yoğurma toleransı artar
|
Diasetilik tartarik asit esterleri (E472e)
DATA esterlerinin en temel işlevi fermente olmuş buğday
unundan hazırlanmış hamurun gaz tutma kapasitesini artırmasıdır. Çalışma
prensibi ise hamura uygulandığında hidratlanmış gluten gruplarıyla çabucak
bağ oluşturmasıdır. Oluşan gluten ağ yapısı daha güçlü, fazla
genişleyebilen ve elastiki bir yapı kazanır. Bu da küçük çaplı, sağlam ve
genişleyebilir gaz hücre duvarlarından oluşmuş bir gaz baloncuk ağına sahip
bir hamur oluşturur.
Protein açısından kalitesi düşük ve miktarı az olan unun
pişirme özelliklerini normale düzeye çekip, daha simetrik, daha hacimli ve
düzgün ekmek üretmek için kullanılabilir. Ekmek daha beyaz görünecek, daha
yumuşak olacak ve dokusu daha iyi olacaktır.
SSL( sodyum steroil-2-laktilat , E482)
DATA esterlerinin bazı özelliklerini bulundurur. Hamurun
gaz tutma kapasitesini artırabilir ama bunda DATA esterlerinden daha az
verimlidir (w/w). Bunun yanında yumuşak yeme hususunda işlev yaparak raf
ömrünü artırabilir. Amiloza, distile monogliserit gibi bağlanarak dokuyu
yumuşatır.
Genelde gaz tutma için SSL yerine DATA esterleri tercih
edilir, eğer fazladan bir yumuşaklık istenirse de istenilen seviyede distile monogliserit
ilavesi yapılır.
SSL in asıl kullanımı tuz, şeker ve un-işleme ajanlarıyla
birlikte yağ bazlı hamur bileşeni olmasıdır. Son ürünler şeker ve yağı
beraber barındırabildiği için SSL geniş bir yelpazede kullanım özelliği
kazanır.
Bazı ülkelerde kalsiyum formu kullanılabilir.(CSL)
kullanım seviyeleri ve özellikleri benzerdir.
DİSTİLE MONOGLİSERİT (E471)
Doku yumuşatıcısı olarak
kullanılır ve yükseltilmiş pişirme sıcaklıklarında buğday nişastasındaki amiloz
fraksiyonuna bağlanarak işlev gösterir. Soğuma ve geçici depolamada retrogradasyonu
yavaşlatır ve bayatlamayı da geciktirebilir.
Mayalı ürünlere ilavesinde
dokuyu daha yumuşak hale getirir. Özellikle pişirmeden sonraki üç gün için bu
geçerlidir. Ortalama bir tüketici için kabul edilebilir düzeyde olduğu
düşünüldüğünden kısmi yağ yer değiştiricisi olarak işlev yapar.
Bir miktar fazla kullanıldıklarında, ürünün
pişmesinden en fazla 24 saat sonra zayıf,
dağılan ve kuru bir oluşmasına neden olur.
İki form halinde piyasada bulunur;
- biri emülsiyonda ya da suda hidrat halinde,
- biri de suda çözünebilen toz halinde
LESİTİN (E322)
Hayvanlarda ve bitkilerde doğal olarak farklı şekillerde
bulunan karmaşık bir grubu kapsar. Ekmek üretiminde kullanılan asıl lesitin
kaynağı soyadır. Gaz tutma kapasitesini bir ölçüye kadar arttırır ama bu ne
DATA esterleri ne de SSL kadar fazla değildir. Ekmek kabuğu
karakteri üstünde farklı bir etkisi vardır. DATA esterleri yumurta kabuğu
kıvamında ve albenisi olan bir görüntü yaratır ancak bu görüntü depolama
esnasında köselemsi yapıya dönüşür. Lesitin ise, kabuğa çok
çekici bir görüntü vermese de, kabuğa kalınlık ve yoğunluk kazandırarak
kabuğun tazelik özelliklerini daha fazla barındırabilme eğilimindedir.
Aşağıdaki Tablolar hangi katkı maddelerinin ne amaçla
kullanıldığını özetlemektedir
|
Oksidasyon
|
|
- Lipoksinejaz (enzim aktif soya unu)
|
- un proteinleri arasındaki bağları güçlendirerek hamuru
kuvvetlendirir.
- Hamurun gaz tutma kapasitesini arttırır.
- Hamurun fementasyon toleransını arttırır.
|
Nişastayı parçalayan enzimler
|
Nişastayı
parçalayan enzimler
|
|
Alfa amilaz
Amiloglukosidaz
|
- Hamurda (maltoz,glukoz) üretimi ile mayanın daha etkili
çalışması
- Ekmek kabuğunda daha iyi renk oluşumu
- Nişastanın parçalanması ile daha uzun süren yumuşaklık
|
Ekmekte bayatlamanın geciktirilmesi
|
Ekmekte
bayatlamanın geciktirilmesi
|
|
|
- Ekmek iç dokusunda rutubet transferini yavaşlatırlar
- Ekmek iç dokusunda rutubetin daha iyi muhafaza
edilmesini temin ederler
- Ekmek iç yapısının sertleşmesini geciktirirler
|
Un İşleme AjanlarI
Askorbik
Asit (Vitamin C, E300)
Askorbik asit doğal olarak birçok gıdada,
özellikle meyvelerde, bulunduğundan herhangi bir gerçek sağlık şüphesi
taşımamaktadır. Çoğu ülke yönetmeliklerinde olduğu gibi ülkemiz Gıda Kodeksinde
de unlar için izin verilen tek oksidan katkı maddesidir ve oksidasyon
mekanizması diğer maddelerden biraz farklılık taşır. Askorbik
asit, hem kendi yapısıyla hem de dehidroaskorbik asit yapısıyla
bu şekliyle oksidan işlevini görmektedir. Zaman sınırlaması
nedeniyle, unun atmosfere maruz bırakılması ile doğal olgunlaştırılması uzun
bir süredir uygulanmamakta ve bu amaçla oksidatif preparatlar
kullanılmaktadır. Oksidasyon birinci derecede glüten içindeki kükürt içeren amino
asitleri etkilemektedir. İki komşu hidrojen sülfit (thiol) grubunun oksidasyonu,
gluten molekülünün farklı bölümleri arasında veya farklı gluten molekülleri
arasında disülfit köprüsü oluşturarak proteinin kuvvetlenmesine neden
olmaktadır.
Askorbik asit protein üzerine doğrudan etki
etmemekte, fakat unun doğal bir parçası olan glutatyonu etkisiz hale
getirerek unu protein yapısının korunmasında yardımcı olmaktadır. Bu
durum sadece askorbik asidin yoğurma işleminin başında onun kendi
enzimlerinin yardımıyla (askorbik oksidaz ve glutatyon dehidrogenaz) dehidroaskorbikaside
okside olmasıyla mümkün olmaktadır. Bu işlemde, glutatyon glutatyon disülfide
okside olarak glutatyonun gluten-yumuşatma etkisi ortadan kaldırılmaktadır. Askorbik
asit ve enzimleri yeterli, tatminkar hamur ve ekmek yapım özelliklerine
ulaşmak için iyi bir alternatif yol sunmaktadır.
Benzoil Peroksit
Bilindiği üzere taze öğütülmüş un sarı
renkte olup birkaç hafta sonra doğal olarak beyazlamakta veya ağarmaktadır.
Ancak bazı piyasalarda hala ağartmaya talep söz konusu olduğundan,
seyreltilmiş toz formdaki benzoil peroksit, doğal olarak oluşan bir madde
olan ksantofillerden meydana gelen, un pigmentlerini ağartmak veya
beyazlatmak için kullanılmaktadır. Gerçekte buğday işleme sanayi lif,
mineraller ve vitaminlerin öneminin farkında olmasına rağmen birçok buğday
ürününde hala çok açık renkli iç konusunda bir talep söz konusudur.
Benzoil peroksitin unda ağartıcı etkisi 24–72
saatlik depolama sonunda görüldüğü belirtilmektedir. Gerçekte ağartmanın
hemen başladığı ve ağartma işleminin büyük bir
kısmının 6 saat içinde tamamlandığı, ancak
az miktardaki benzoil peroksitin ise ağartma işlemine yaklaşık iki gün devam
ettiğin bildirilmektedir. Diğer yandan, değirmenci ekmek içini aynı zamanda lipoksijenaz
enziminin aktif olduğu soya unu kullanılarak da yapılmaktadır.
Benzoil peroksit glüten yapısı üzerine
etkisi az olmakla birlikte bu etki askorbik asit gibi diğer un geliştirici
maddeler ile birlikte kullanıldığında daha belirgin hale gelmektedir. JECFA,
FAO/WHO Gıda Katkı Maddeleri Ortak Uzman Komitesinin değerlendirme özetinde;
kimyasal ismi dibenzoil peroksit, eş-isim benzoil superoksit olan
benzoil
peroksitin fonksiyon sınıfı un katkı, muamele maddesi olarak belirtilmekte ve
katkı için kabul edilebilir miktarı unlarda 0-40mg/kg un; koşullu olarak da,
özel amaçlar için 40-75mg/kg un olarak önerilmektedir.
Bununla
birlikte, JECFA'nın 55. toplantısında (2000), toksikoloji ve alım miktarı
konusunda bilgi mevcut olmadığından, benzoil peroksit için Gıda Katkı
Maddeleri ve Bulaşanlar Kodeks Komitesinin Gıda Katkı Maddeleri için Genel
Standart taslağında önerilen kullanımının kabulü konusunda herhangi bir
sonuca varılamadığı belirtilmektedir. Kanser Araştırmaları Uluslararası
Kurumu, IARC (1985) benzoil peroksitin deney hayvanlarında kansere neden
olduğuna dair sınırlı, insanlarda kansere neden olduğuna dair ise yetersiz
kanıt olduğunu belirtmiş ve benzoil peroksitin insanlar için kanserojen
olduğu konusunda değerlendirme yapılamadığını rapor etmiştir.
Benzoil
peroksitin unlarda katkı maddesi olarak kullanımına AB'de izin verilmemekte,
İngiltere'de de 1995 yılında kullanımdan kaldırıldığı belirtilmektedir.
Azodikarbonamid (ADA)
Genleşen
plastiklerin üretiminde kullanılan köpük yapıcı bir kimyasal madde olan
ADA,
aynı zamanda oksidatif bir etkisi olup 120oC sıcaklığın üzerinde
büyük
hacimli
gaz haline ayrışmakta ve bromat için geçici bir ikame edici olarak
kullanılmaktadır.
Hızlı
okside edici madde olarak unun kuvvetlendirilmesinde kullanılan ADA'nın etkisi
yoğurma
işleminin sonunda bütünüyle tamamlanmaktadır.
Ticari
karışımı genellikle ağırlıkça kısım azodikarbonamit ile dokuz kısım
nişasta ve trikalsiyum fosfat içermektedir. Sarı-portakal kırmızısı renkte, kokusuz,
kristal toz halinde olan ADA su ve un ile tepkimeye girdiğinde hidrojen
alıcı olarak davranmakta, hızla ve tamamen, pişirme koşullarında kararlı
olan, biüre yapısına dönüşmektedir.
Azodikarbonamidin
olumsuzluğu düşük dozaj toleransı olup, bira fazla miktarı, hamurun
özellikleri iyi durumdayken bile, ekmeğin kötü bir şekilde çatlamasına,
parçalanmasına neden olmaktadır. Ayrıca hızlı etkisi nedeniyle klasik ekmek
mayalanma süresini kısaltmakta, bu da ekmekte lezzet kaybı ile
sonuçlanabilmektedir.
JECFA'nın
değerlendirme özetinde; kimyasal isimleri azodikarbonamit, azodikarboksilik
asit diamit, azobisformamit, işlev sınıfı un katkı, muamele maddesi olarak
belirtilmekte ve katkı için kabul edilebilir miktarı unlarda 0-45mg/kg olarak
önerilmektedir. JECFA'nın 1965 tarihli raporunda ADA'nın birçok hayvanda
yeterince çalışıldığı, kanser yapıcı tehlikeden bağımsız bulunduğu, ancak
farelerde uzun-dönem çalışmaların devam ettiği bildirilmektedir.
Azodikarbonamidin
unlarda katkı maddesi olarak kullanımına AB' de izin verilmemekte,
İngiltere'de de 1995 yılında kullanımdan kaldırıldığı belirtilmektedir.
Potasyum Bromat
Güçlü
bir okside edici madde olan potasyum bromatın etkisi uzun süreli olup, hamurun
daha iyi işlenmesine sağlayarak, askorbik asitten sonra etki göstermeye
başlamaktadır. Bu etkinin sonucu da iyi bir mayalanma ve yüksek hacim verimi
olmaktadır.
Önceleri,
gerçekte kendisi kanserojen bir madde olan bromatın, ekmek yapımı sırasında
ısı etkisiyle zararsız bir madde olan bromite dönüştüğü kabul edilmekte ve bu
nedenle un katkı maddesi olarak kullanımına izin verilmiş idi. Ancak, yeni
duyarlı yöntemlerin geliştirilmesi
sonucu
ekmekte az miktarda da olsa bromatın kaldığının belirlenmesi sonucu kademeli
olarak birçok ülke de yasaklanmaya başlamıştır. Bununla birlikte, ekmeğin
uygun şekilde pişirilmesi
sonucu
veya bazı ekmek yapım yöntemlerinde bromatın tamamen dönüştüğü iddiaları bu
konudaki tartışmaların hala devam etmesine neden olmaktadır.
Sağlık
üzerine etkileri konusundaki şüpheler nedeniyle, bromat 1950'lerden beri askorbik
asit ile kademeli olarak yer değiştirmektedir. Ayrıca bromat ateş ve
patlamayı hızlandırdığından
havai
fişeklerin bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Düşük dozlarda kullanımı
ve düşük fiyatı nedeniyle, kamu yetkililerinin müdahalesi olmaksızın bromat
yerine diğer okside edici maddelerin kullanımının güçlükle uygulanabileceği,
gerçekleştirilebileceği belirtilmektedir.
JECFA'nın
değerlendirme özetinde; bromatın sadece malt yapımı sırasında maltın
muamelesi için kullanılabileceği ve un katkı maddesi olarak kullanımının
kabul edilmediği belirtilmektedir. JECFA'nın 44. toplantısında (1995),
potasyum bromatın uzun-dönem toksikolojik /kanserojenik çalışmalarının, bu
maddenin genotoksik kanserojen olduğu sonucuna varılmasına neden olduğu ve
ayrıca, yeni duyarlı yöntemlerin kullanıldığı deneylerin, un katkı maddesi
olarak kabul edilebilir düzeyde kullanıldığı zaman bromatın ekmekte mevcut
olduğunu gösterdiği bildirilmiştir. Ekmekte bromatın kalıntı düzeyini
gösteren yeni verilerin ışığında, komitenin 39. Toplantısının (1992)
sonuçlarının hala uygulamada olduğunu dikkate aldığı rapor edilmiştir. Yeni
güvenlik verileri ve ekmekte kalıntı bromat üzerine yeni veriler esas
alınarak, komite potasyum bromatın un katkı maddesi olarak kullanımının uygun
olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle ekmek yapımı unlarının muamelesi için
önceki kabul edilebilir düzey kaldırılmıştır.
Potasyum
bromatın kanser yapıcılığı ve mutajenliği 1986 yılında Kanser Araştırmaları
Uluslararası Kurumu, IARC tarafından değerlendirilmiş ve bu maddenin deney
için yeterli kanıt var iken insanlarda kanser yapıcılığı üzerine mevcut hiç
veri olmadığına karar verilmiştir. Bu durum esas alınarak, potasyum bromat
Grup 2B olarak sınıflandırılmıştır, buna göre insanlarda muhtemelen
kanser yapıcı madde olarak kabul görmektedir.
Potasyum
bromat, ABD'nin bazı eyaletleri dışında, un katkı maddesi olarak kullanımı
Dünya’da en fazla ülkede yasaklanan oksidan maddedir. Avrupa’da
sadece ihraç edilen unlarda kullanılmaktadır. AB'de izin verilmemekte,
İngiltere'de de 1990 yılında kullanımdan kaldırılmıştır.
Kalsiyum İyodat
Hızlı
okside edici bir madde olarak unların kuvvetlendirilmesinde
kullanılan kalsiyum iyodat monohidrat, hafif kokusu olan beyaz toz
yapısındadır. JECFA'nın değerlendirme özetinde; kimyasal
ismi, kalsiyum iyodat monohidrat, işlev sınıfı un katkı, muamele
maddesi olarak belirtilmekte ve un katkı maddesi olarak kullanımının
önerilmediği bildirilmektedir.
JECFA'nın
1965 ve 1966 tarihli raporlarında kalsiyum iyodatın toksikolojik olarak
potasyum iyodattan farklı olduğuna inanmak için hiçbir neden olmadığı ve
potasyum iyodat için belirtilen nedenlerle kalsiyum iyodatın un katkı maddesi
olarak kullanımına ilişkin kabul edilebilir düzey için herhangi bir tahmin,
değerlendirme yapılmadığı rapor edilmiştir.
SONUÇ
Ülkemizde
olduğu gibi dünyanın birçok yerinde ekmeklerin görünüş, pişirme, yapım
özelliklerini ve besin değerlerini iyileştirmek amacıyla gıda katkı maddeleri
kullanılmakla birlikte uygulamalar farklı ülkeler arasında değişkenlik
göstermektedir. Birçok ülkede, yasalar hangi uygulamalara izin verildiğini
düzenlemekte ve çoğunlukla izin verilen düzeyleri belirtmektedir.
Önerilen
veya kullanımı söz konusu olan katkı maddelerinin yasal statüsünden emin
olmak, bazı durumlarda da, yasal bir engel olmasa da tüketiciyi yanıltma,
haksız rekabete neden olma gibi hususları ve tüketicinin sağlığı konusundaki
en küçük riskleri dahi dikkate alarak karar vermek en ön planda olması
gereken ilkeler olmalıdır.
|