Diyet, Sağlıklı Beslenme, Kilo Verme, Kilo Yönetimi, Zayıflama, Şişmanlık, Obezite, Diyet Uzmanı, Diyetisyen, Diyet Listesi
 
Yemek Tarifleri
Konuk Yazarlar
Etkinlik Takvimi
Beslenme ve Diyet'in ABC'si
Yayınlar
Diyetisyenlerden Haberler
Faydalı Linkler
Uzmanlara Sorun
Sık Sorulan Sorular
Uzman Tavsiye Portalı
Döviz Kurları
Gazeteler
İl Gazeteleri
Önemli Telefonlar
Hastaneler
Fuarlar
Hava Durumu
Araba
geldik

Otel Fiyat

Ucuz Oteller

EKMEK KATKI MADDELERİ VE HAMUR OLUŞUMU

 

 

 

 

EKMEK VE KATKI MADDELERİ

 

GİRİŞ

 

Gıda katkı maddeleri "Üretici ve tüketici menfaatleri ile halk sağlığını korumak, gıda maddelerinin tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretim, hazırlama, işleme, muhafaza, depolama, taşınma ve pazarlanmasını sağlamak üzere gıda maddelerinin özelliklerini belirlemeyi" amaçlayan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğinde "Tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek basına besleyici değeri olan veya olmayan; seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı veya türevleri mamul maddede bulunabilen, gıdanın üretilmesi, tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddedir" olarak tanımlanmaktadır.

 

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü, WHO/Gıda Tarım Örgütü, FAO ortak organizasyonu olan "Codex Alimentarius" komisyonu  uluslararası standart geliştirmek amacıyla yeni bir "Gıda Katkı Maddeleri Genel Standardı, GSFA" hazırlamaktadır. Bu listeye sadece "JECFA"(FAO/WHO Gıda Katkı Maddeleri Ortak Uzmanlar Komitesi) tarafından değerlendirilmiş katkı maddeleri dahil edilmektedir. Bu komisyon tarafından, gıda katkı maddelerine sadece; kullanımları için teknolojik bir gereklilik var ise, tüketiciyi yanıltmıyor ise, ve tüketicinin sağlığı üzerine hiçbir tehlike oluşturmuyorlar ise izin verilebilmektedir. Bununla birlikte, komisyon kararları sadece tavsiye niteliğinde olup her ülke kendi yönetmeliklerim hazırlamakta ve uygulamaktadır. Avrupa Topluluğunda ise gıda katkı maddelerine tüm 15 üye ülke yanında Norveç ve İzlanda için de izin verilmektedir.

 

Bahsi geçen gıda katkı maddelerinin özellikle Türk halkının günlük olarak bol miktarda tükettiği ekmeğin üretiminde;  ne amaçla ve ne miktarda kullanıldığı, konuyla ilgili  yasal düzenlemeler ve dünya çapında bu işin nasıl yapıldığı son derece önemli bir hale gelmiştir.

 

 

EKMEK KATKI MADDELERİ VE HAMUR OLUŞUMU

 

Ekmek katkı maddeleri bileşimlerine bağlı olarak ekmek üretiminde ve/veya ürün kalitesinde belli özeliklerin iyileştirilmesi için kullanılır.

 

Sadece un, maya, tuz ve suyun karıştırılması ile oluşturulan hamur hemen işlenerek üretimi yapılırsa istenilen özellikte ekmek elde edilemeyecektir.

 

Hamur içindeki un proteinlerinin ideal ekmek özelliklerini temin edebilmek için belli olgunluğa erişmeleri gerekir.

 

Hamur olgunlaşması hamurun şekil verme öncesindeki yoğurma ve mayalama aşamalarının seçimi ile aşağıdaki özelliklerin bulunması beklenilir.

 

  • Hamurun kesme ve şekil verme aşamasındaki fiziksel kuvvetlere dayanabilmesi ve

 

 yırtılmadan şekil alabilmesi,

 

  • Şekil verme sonrası hamur içerisinde gaz hücrelerinden oluşan bir ağ oluşturabilmesi,

 

  • Mayalamanın son aşamasında, bu gaz hücrelerinde mayalanmadan ileri gelen gazlarının tutulabilmesi,

 

  • Hamurun son mayalanma aşamasında yeterince maya ve mayanın kullanılabileceği

 

şeker türlerinin bulundurulabilmesidir.

 

 

Hamurun olgunlaşması iki yolla olur;

 

  • Biyolojik yöntem
  • Mekanik yöntem

 

 

Biyolojik yöntem: Mayalanma sonucu, hamurun fiziksel özellikleri değişerek hamur daha elastiki bir yapı kazanır. Ekmek kalitesi ilerleyen mayalanma süresi ile uygun değere erişene kadar artar. İdeal mayalanma süresinin ötesinde ekmek özellikleri olumsuz yönde etkilenir.

 

İki modelle biyolojik olgunlaşma olur;

 

Fiziksel model: hamur içerisindeki serbest suyun oluşan mayalanma gazları ile emilmesi

Kimyasal model: maya tarafından üretilen peroksit ile oksidasyon oluşumudur.

 

 

Mekanik yöntem: hamurun olgunlaşması için uzun süreli mayalanmaya ihtiyaç duyulmaz. Hamur olgunlaşması etkili hamur yoğrulması ve hamura eklenen oksidan maddelerle (askorbik asit ve oksitleyici enzimler) temin edilir.

 

 

EMÜLGATÖRLER

 

 

 

Emülgatörler ( hamur güçlendiriciler)

  • DATEM

 

  • SSL

 

  • CSL

 

  • Polisorbat 60

 

  • Lipaz (enzim alternatifi)

 

  • Un proteinleri ile etkileşerek hamurun kuvvetlenmesini sağlarlar

 

  • Hamur işleme özellikleri iyileşir

 

  • Ekmek hacmi artar

 

  • Hamur yoğurma toleransı artar

 

 

 

Diasetilik tartarik asit esterleri (E472e)

 

DATA esterlerinin en temel işlevi fermente olmuş buğday unundan hazırlanmış hamurun gaz tutma kapasitesini artırmasıdır. Çalışma prensibi ise hamura uygulandığında hidratlanmış gluten gruplarıyla çabucak bağ oluşturmasıdır. Oluşan gluten ağ yapısı daha güçlü,  fazla genişleyebilen ve elastiki bir yapı kazanır. Bu da küçük çaplı, sağlam ve genişleyebilir gaz hücre duvarlarından oluşmuş bir gaz baloncuk ağına sahip bir hamur oluşturur.

 

Protein açısından kalitesi düşük ve miktarı az olan unun pişirme özelliklerini normale düzeye çekip, daha simetrik, daha hacimli ve düzgün ekmek üretmek için kullanılabilir. Ekmek daha beyaz görünecek, daha yumuşak olacak ve dokusu daha iyi olacaktır.

 

SSL( sodyum steroil-2-laktilat , E482)

 

DATA esterlerinin bazı özelliklerini bulundurur. Hamurun gaz tutma kapasitesini artırabilir ama bunda DATA esterlerinden daha az verimlidir (w/w). Bunun yanında yumuşak yeme hususunda işlev yaparak raf ömrünü artırabilir. Amiloza, distile monogliserit gibi bağlanarak dokuyu yumuşatır.

 

Genelde gaz tutma için SSL yerine DATA esterleri tercih edilir, eğer fazladan bir yumuşaklık istenirse de istenilen seviyede distile monogliserit ilavesi yapılır.

 

SSL in asıl kullanımı tuz, şeker ve un-işleme ajanlarıyla birlikte yağ bazlı hamur bileşeni olmasıdır. Son ürünler şeker ve yağı beraber barındırabildiği için SSL geniş bir yelpazede kullanım özelliği kazanır.

 

Bazı ülkelerde kalsiyum formu kullanılabilir.(CSL) kullanım seviyeleri ve özellikleri benzerdir.

 

 

 

DİSTİLE MONOGLİSERİT (E471)

 

Doku yumuşatıcısı olarak kullanılır ve yükseltilmiş pişirme sıcaklıklarında buğday nişastasındaki amiloz fraksiyonuna bağlanarak işlev gösterir. Soğuma ve geçici depolamada retrogradasyonu yavaşlatır ve bayatlamayı da geciktirebilir.

 

Mayalı ürünlere ilavesinde dokuyu daha yumuşak hale getirir. Özellikle pişirmeden sonraki üç gün için bu geçerlidir. Ortalama bir tüketici için kabul edilebilir düzeyde olduğu düşünüldüğünden kısmi yağ yer değiştiricisi olarak işlev yapar.   Bir miktar   fazla kullanıldıklarında, ürünün pişmesinden    en fazla 24 saat sonra   zayıf, dağılan ve kuru bir oluşmasına neden olur.

 

 

İki form halinde piyasada bulunur;

  • biri emülsiyonda ya da suda hidrat halinde,
  • biri de suda çözünebilen toz halinde

 

 

LESİTİN (E322)

 

 

Hayvanlarda ve bitkilerde doğal olarak farklı şekillerde bulunan karmaşık bir grubu kapsar. Ekmek üretiminde kullanılan asıl lesitin kaynağı soyadır. Gaz tutma kapasitesini bir ölçüye kadar arttırır ama bu ne DATA esterleri ne de SSL kadar fazla değildir.   Ekmek kabuğu karakteri üstünde farklı bir etkisi vardır. DATA esterleri yumurta kabuğu kıvamında ve albenisi olan bir görüntü yaratır ancak bu görüntü depolama esnasında köselemsi yapıya dönüşür.    Lesitin ise, kabuğa çok çekici bir görüntü vermese de, kabuğa kalınlık ve yoğunluk kazandırarak kabuğun tazelik özelliklerini daha fazla barındırabilme eğilimindedir.

 

 

 

Aşağıdaki Tablolar hangi katkı maddelerinin ne amaçla kullanıldığını özetlemektedir

 

 

Oksidasyon

  • Askorbik asit                                                    

 

  • Glukoz oksidaz

 

  • Heksoz oksidaz

 

  • Lipoksinejaz (enzim aktif soya unu)
  • un proteinleri arasındaki bağları güçlendirerek hamuru kuvvetlendirir.

 

  • Hamurun gaz tutma kapasitesini arttırır.

 

  • Hamurun fementasyon toleransını arttırır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nişastayı parçalayan enzimler

 

 

 

 

Nişastayı parçalayan enzimler

Alfa amilaz

  • Malt unu
  • Fungal

 

Amiloglukosidaz

  • Hamurda (maltoz,glukoz) üretimi ile mayanın daha etkili çalışması

 

  • Ekmek kabuğunda daha iyi renk oluşumu

 

  • Nişastanın parçalanması ile daha uzun süren yumuşaklık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Ekmekte bayatlamanın geciktirilmesi

  

Ekmekte bayatlamanın geciktirilmesi

  • Monogliseriler

 

  • Yağlar

 

  • SSL

 

  • Enzimler

 

 

 

  • Ekmek iç dokusunda rutubet transferini yavaşlatırlar

 

  • Ekmek iç dokusunda rutubetin daha iyi muhafaza edilmesini temin ederler

 

  • Ekmek iç yapısının sertleşmesini geciktirirler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Un İşleme AjanlarI

 

Askorbik Asit (Vitamin C, E300)

 

Askorbik asit doğal olarak birçok gıdada, özellikle meyvelerde, bulunduğundan herhangi bir gerçek sağlık şüphesi taşımamaktadır. Çoğu ülke yönetmeliklerinde olduğu gibi ülkemiz Gıda Kodeksinde de unlar için izin verilen tek oksidan katkı maddesidir ve oksidasyon mekanizması diğer maddelerden biraz farklılık taşır.   Askorbik asit,  hem kendi yapısıyla hem de   dehidroaskorbik asit  yapısıyla  bu şekliyle oksidan   işlevini görmektedir. Zaman sınırlaması nedeniyle, unun atmosfere maruz bırakılması ile doğal olgunlaştırılması uzun bir süredir uygulanmamakta ve bu amaçla oksidatif preparatlar kullanılmaktadır. Oksidasyon birinci derecede glüten içindeki kükürt içeren amino asitleri etkilemektedir. İki komşu hidrojen sülfit (thiol) grubunun oksidasyonu, gluten molekülünün farklı bölümleri arasında veya farklı gluten molekülleri arasında disülfit köprüsü oluşturarak proteinin kuvvetlenmesine neden olmaktadır.

 

Askorbik asit protein üzerine doğrudan  etki etmemekte, fakat unun doğal bir parçası olan glutatyonu etkisiz hale getirerek unu protein yapısının korunmasında yardımcı olmaktadır.    Bu durum sadece askorbik asidin yoğurma işleminin başında onun kendi enzimlerinin yardımıyla (askorbik oksidaz ve glutatyon dehidrogenaz) dehidroaskorbikaside okside olmasıyla mümkün olmaktadır. Bu işlemde, glutatyon glutatyon disülfide okside olarak glutatyonun gluten-yumuşatma etkisi ortadan kaldırılmaktadır. Askorbik asit ve enzimleri yeterli, tatminkar hamur ve ekmek yapım özelliklerine ulaşmak için iyi bir alternatif yol sunmaktadır.

 

Benzoil Peroksit

 

Bilindiği üzere taze öğütülmüş un sarı renkte olup birkaç hafta sonra doğal olarak beyazlamakta veya ağarmaktadır. Ancak bazı piyasalarda hala ağartmaya talep söz konusu olduğundan, seyreltilmiş toz formdaki benzoil peroksit, doğal olarak oluşan bir madde olan ksantofillerden meydana gelen, un pigmentlerini ağartmak veya beyazlatmak için kullanılmaktadır. Gerçekte buğday işleme sanayi lif, mineraller ve vitaminlerin öneminin farkında olmasına rağmen birçok buğday ürününde hala çok açık renkli iç konusunda bir talep söz konusudur.

 

Benzoil peroksitin unda ağartıcı etkisi 24–72 saatlik depolama sonunda görüldüğü belirtilmektedir. Gerçekte ağartmanın hemen başladığı ve ağartma işleminin büyük bir

kısmının 6 saat içinde tamamlandığı, ancak az miktardaki benzoil peroksitin ise ağartma işlemine yaklaşık iki gün devam ettiğin bildirilmektedir. Diğer yandan, değirmenci ekmek içini aynı zamanda lipoksijenaz enziminin aktif olduğu soya unu kullanılarak da yapılmaktadır.   

 

Benzoil peroksit glüten yapısı üzerine etkisi az olmakla birlikte bu etki askorbik asit gibi diğer un geliştirici maddeler ile birlikte kullanıldığında daha belirgin hale gelmektedir.   JECFA, FAO/WHO Gıda Katkı Maddeleri Ortak Uzman Komitesinin değerlendirme özetinde; kimyasal ismi dibenzoil peroksit, eş-isim benzoil superoksit olan

benzoil peroksitin fonksiyon sınıfı un katkı, muamele maddesi olarak belirtilmekte ve katkı için kabul edilebilir miktarı unlarda 0-40mg/kg un; koşullu olarak da, özel amaçlar için 40-75mg/kg un olarak önerilmektedir.

 

 

 

Bununla birlikte, JECFA'nın 55. toplantısında (2000), toksikoloji ve alım miktarı konusunda bilgi mevcut olmadığından, benzoil peroksit için Gıda Katkı Maddeleri ve Bulaşanlar Kodeks Komitesinin Gıda Katkı Maddeleri için Genel Standart taslağında önerilen kullanımının kabulü konusunda herhangi bir sonuca varılamadığı belirtilmektedir. Kanser Araştırmaları Uluslararası Kurumu, IARC (1985) benzoil peroksitin deney hayvanlarında kansere neden olduğuna dair sınırlı, insanlarda kansere neden olduğuna dair ise yetersiz kanıt olduğunu belirtmiş ve benzoil peroksitin insanlar için kanserojen olduğu konusunda değerlendirme yapılamadığını rapor etmiştir.

 

Benzoil peroksitin unlarda katkı maddesi olarak kullanımına AB'de izin verilmemekte, İngiltere'de de 1995 yılında kullanımdan kaldırıldığı belirtilmektedir.

 

Azodikarbonamid (ADA)

 

Genleşen plastiklerin üretiminde kullanılan köpük yapıcı bir kimyasal madde olan

ADA, aynı zamanda oksidatif bir etkisi olup 120oC sıcaklığın üzerinde büyük

hacimli gaz haline ayrışmakta ve bromat için geçici bir ikame edici olarak kullanılmaktadır.

Hızlı okside edici madde olarak unun kuvvetlendirilmesinde kullanılan ADA'nın etkisi

yoğurma işleminin sonunda bütünüyle tamamlanmaktadır.

 

Ticari karışımı genellikle ağırlıkça kısım azodikarbonamit ile dokuz  kısım nişasta ve trikalsiyum fosfat içermektedir. Sarı-portakal kırmızısı renkte, kokusuz, kristal toz halinde olan ADA su ve  un ile tepkimeye girdiğinde hidrojen alıcı olarak davranmakta, hızla ve tamamen, pişirme koşullarında kararlı olan, biüre yapısına dönüşmektedir.

 

Azodikarbonamidin olumsuzluğu düşük dozaj toleransı olup, bira fazla miktarı, hamurun özellikleri iyi durumdayken bile, ekmeğin kötü bir şekilde çatlamasına, parçalanmasına neden olmaktadır. Ayrıca hızlı etkisi nedeniyle klasik ekmek mayalanma süresini  kısaltmakta, bu da ekmekte lezzet kaybı ile sonuçlanabilmektedir.

 

JECFA'nın değerlendirme özetinde; kimyasal isimleri azodikarbonamit, azodikarboksilik asit diamit, azobisformamit, işlev sınıfı un katkı, muamele maddesi olarak belirtilmekte ve katkı için kabul edilebilir miktarı unlarda 0-45mg/kg  olarak önerilmektedir. JECFA'nın 1965 tarihli raporunda ADA'nın birçok hayvanda yeterince çalışıldığı, kanser yapıcı tehlikeden bağımsız bulunduğu, ancak farelerde uzun-dönem çalışmaların devam ettiği bildirilmektedir.

 

Azodikarbonamidin unlarda katkı maddesi olarak kullanımına AB' de izin verilmemekte, İngiltere'de de 1995 yılında kullanımdan kaldırıldığı belirtilmektedir.

 

Potasyum Bromat

 

Güçlü bir okside edici madde olan potasyum bromatın etkisi uzun süreli olup,   hamurun daha iyi işlenmesine sağlayarak,  askorbik asitten sonra etki göstermeye başlamaktadır. Bu etkinin sonucu da iyi bir mayalanma ve yüksek hacim verimi olmaktadır.

 

Önceleri, gerçekte kendisi kanserojen bir madde olan bromatın, ekmek yapımı sırasında ısı etkisiyle zararsız bir madde olan bromite dönüştüğü kabul edilmekte ve bu nedenle un katkı maddesi olarak kullanımına izin verilmiş idi. Ancak, yeni duyarlı yöntemlerin geliştirilmesi

sonucu ekmekte az miktarda da olsa bromatın kaldığının belirlenmesi sonucu kademeli olarak birçok ülke de yasaklanmaya başlamıştır. Bununla birlikte, ekmeğin uygun şekilde pişirilmesi

sonucu veya bazı ekmek yapım yöntemlerinde bromatın tamamen dönüştüğü iddiaları bu konudaki tartışmaların hala devam etmesine neden olmaktadır.

 

Sağlık üzerine etkileri konusundaki şüpheler nedeniyle, bromat 1950'lerden beri askorbik asit ile kademeli olarak yer değiştirmektedir. Ayrıca bromat ateş ve patlamayı hızlandırdığından

  havai fişeklerin bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Düşük dozlarda kullanımı ve düşük fiyatı nedeniyle, kamu yetkililerinin müdahalesi olmaksızın bromat yerine diğer okside edici maddelerin kullanımının güçlükle uygulanabileceği, gerçekleştirilebileceği belirtilmektedir.

 

JECFA'nın değerlendirme özetinde; bromatın sadece malt yapımı sırasında maltın muamelesi için kullanılabileceği ve un katkı maddesi olarak kullanımının kabul edilmediği belirtilmektedir. JECFA'nın 44. toplantısında (1995), potasyum bromatın uzun-dönem toksikolojik /kanserojenik çalışmalarının, bu maddenin genotoksik kanserojen olduğu sonucuna varılmasına neden olduğu ve ayrıca, yeni duyarlı yöntemlerin kullanıldığı deneylerin, un katkı maddesi olarak kabul edilebilir düzeyde kullanıldığı zaman bromatın ekmekte mevcut olduğunu gösterdiği bildirilmiştir. Ekmekte bromatın kalıntı düzeyini gösteren yeni verilerin ışığında, komitenin 39. Toplantısının (1992) sonuçlarının hala uygulamada olduğunu dikkate aldığı rapor edilmiştir. Yeni güvenlik verileri ve ekmekte kalıntı bromat üzerine yeni veriler esas alınarak, komite potasyum bromatın un katkı maddesi olarak kullanımının uygun olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle ekmek yapımı unlarının muamelesi için önceki kabul edilebilir düzey kaldırılmıştır.

 

Potasyum bromatın kanser yapıcılığı ve mutajenliği 1986 yılında Kanser Araştırmaları Uluslararası Kurumu, IARC tarafından değerlendirilmiş ve bu maddenin deney için yeterli kanıt var iken insanlarda kanser yapıcılığı üzerine mevcut hiç veri olmadığına karar verilmiştir. Bu durum esas alınarak, potasyum bromat Grup 2B olarak sınıflandırılmıştır, buna göre  insanlarda muhtemelen kanser yapıcı madde olarak kabul görmektedir.

 

Potasyum bromat, ABD'nin bazı eyaletleri dışında, un katkı maddesi olarak kullanımı Dünya’da en fazla ülkede yasaklanan oksidan maddedir. Avrupa’da sadece ihraç edilen unlarda kullanılmaktadır. AB'de izin verilmemekte, İngiltere'de de 1990 yılında kullanımdan kaldırılmıştır.

 

Kalsiyum İyodat

 

Hızlı   okside edici bir madde olarak unların kuvvetlendirilmesinde kullanılan kalsiyum iyodat monohidrat, hafif kokusu olan beyaz toz yapısındadır.    JECFA'nın değerlendirme özetinde; kimyasal ismi, kalsiyum iyodat monohidrat,  işlev  sınıfı un katkı, muamele maddesi olarak belirtilmekte ve un katkı maddesi olarak kullanımının önerilmediği bildirilmektedir.

 

JECFA'nın 1965 ve 1966 tarihli raporlarında kalsiyum iyodatın toksikolojik olarak potasyum iyodattan farklı olduğuna inanmak için hiçbir neden olmadığı ve potasyum iyodat için belirtilen nedenlerle kalsiyum iyodatın un katkı maddesi olarak kullanımına ilişkin kabul edilebilir düzey için herhangi bir tahmin, değerlendirme yapılmadığı rapor edilmiştir.

 

 

 

 SONUÇ

 

Ülkemizde olduğu gibi dünyanın birçok yerinde ekmeklerin görünüş, pişirme, yapım özelliklerini ve besin değerlerini iyileştirmek amacıyla gıda katkı maddeleri kullanılmakla birlikte uygulamalar farklı ülkeler arasında değişkenlik göstermektedir. Birçok ülkede, yasalar hangi uygulamalara izin verildiğini düzenlemekte ve çoğunlukla izin verilen düzeyleri belirtmektedir.

 

Önerilen veya kullanımı söz konusu olan katkı maddelerinin yasal statüsünden emin olmak, bazı durumlarda da, yasal bir engel olmasa da tüketiciyi yanıltma, haksız rekabete neden olma gibi hususları ve tüketicinin sağlığı konusundaki en küçük riskleri dahi dikkate alarak karar vermek en ön planda olması gereken ilkeler olmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  Arkadaşıma gönder Yorum Ekle Yazıcıya Uyumlu Göster  


    AYNI KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Yazarlar/Akademik
Diyetisyen Selma Önelge Gür
Diyetisyen Aysen Arıcan
Diyetisyen Pınar Akkuzu
Diyetisyen Fatmagül Yılmaz
Diyetisyen Ece Nevra Durukan
Doktor Diyetisyen Can Ergün
CNR Gıda Fuarı
Gerçek diyetisyen
Gerçekte diyetisyen olmayan ve diyetisyen unvanı bulunmayan bazı kişilerin; diyetisyen ya da beslenme uzmanı gibi unvanları hak etmedikleri halde kullandıklarına, sertifika ile diyetisyen olduklarını iddia ettiklerine, kilo yönetimi konusunda çalışmalar yaptıklarına ve diyet verdiklerine tanık oluyoruz. Bu nedenle gerçek diyetisyenlerin kim olduğunu ve kimlerin diyetisyen unvanı kullanabileceğini bilmeniz açısından resmi bir standardın konu ve tarif kısmını dikkatinize sunuyoruz. Bu tarif diyetisyeni ve diyetisyenliği özetle şöyle tanımlıyor: ‘Diyetisyen, Beslenme ve Diyetetik Lisans Diploması ile Diyetisyen unvanı alarak diyetisyenlik mesleğini yapmaya ve uygulamaya hak kazanan kişidir.’
Diyetisyen Aysen Arıcan
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Mezunu 1999
212 – 347 89 30 (pbx)
www.aysenarican.com
aysenarican@aysenarican.com
Diyetisyen Kimdir?
Diyetisyene ulaşmak isteyenlerin, diyetisyen olduğunu iddia eden kişilerin üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik Bölümleri’nden (BDB) mezun olup olmadıklarını sorgulamaları halinde aldatılmaktan kurtulacağı ve sertifikayla diyetisyen unvanına ya da diyetisyenlik meslek bilgisine sahip olduğunu iddia eden kişilerin oyunlarının bozulacağı açıktır. Diyetisyenler Portalı’nda (www.diyetisyenler.org) Beslenme ve Diyetetik Bölümleri’nden (BDB) mezun olan ve diyetisyen unvanı alarak diyetisyenlik mesleğini yapmaya ve uygulamaya hak kazanan diyetisyenlerin bilgilerini bulacaksınız. Meslektaşlarımızın bilgileri bize ulaştıkça yeni bilgiler eklenmekte ve güncellemeler yapılmaktadır.
Diyetisyen Aysen Arıcan
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Mezunu 1999
212 – 347 89 30 (pbx)
www.aysenarican.com
aysenarican@aysenarican.com
Diyetisyen tanımı
TSE tarafından hazırlanan; TÜRK STANDARDI / TURKISH STANDARD – TS 13114 – Nisan 2004 – ICS 03.040; 03.100.30 DİYETİSYEN - Dietitian adlı standart; Diyetisyeni şöyle tanımlanıyor:

Konu: Bu standart, diyetisyenin tarifine, sınıflandırılmasına, sınıf özelliklerine, kullanılacak araç, gereç ve ekipmanın belirlenmesi ile bu alandaki temel ve meslekî özelliklerin ölçülmesi ve değerlendirilmesine dairdir.

Tarifler:
Diyetisyenlik
Diyetisyenlik, büyüme, gelişme ve ömür boyu tüm bireylerin sağlığının korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin arttırılması için beslenme biliminin ilkeleri doğrultusunda bireysel ve toplu beslenmenin plân ve programlarını düzenleyen; besin öğesi, besin ve beslenmeden kaynaklanan sağlık sorunlarını araştıran, değerlendiren, çözüm yolları bulan; var olan besin kaynaklarının ekonomi ve sağlık kurallarına uygun olarak kullanılmasını sağlayan, besin denetimini yapan, bu konularda fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesi amacıyla bireyi ve toplumu bilgilendiren, bilinçlendiren, doğuştan ve sonradan oluşan hastalıklar ve diğer özel durumlarda tıbbî ve cerrahî tedavilere uygun, doğal ve tedavi edici besinlerin bileşimlerine göre diyet programı plânlayan, eğitim veren, eğitim programlarını plânlayan uygulatan ve izleyen sağlık meslek alanıdır.
Diyetisyen ve eğitimi
Not – Bu meslek grubu, ilk olarak 1961 yılında ILO (International Labour Organisation) tarafından yapılan meslek sınıflandırılmasında 0.69 kodu ile, 1988 yılında ise 32.23 kodu ile standartlaştırılmıştır.

Diyetisyen
Diyetisyen, sağlıkla ilgili herhangi bir yüksek öğretim kurumunun en az 4 yıllık (bir yıl hazırlık ile 5 yıl) beslenme ve diyetetik eğitim-öğretim programını tamamlayarak Beslenme ve Diyetetik Lisans Diploması ile Diyetisyen unvanı alarak diyetisyenlik mesleğini yapmaya ve uygulamaya hak kazanan kişidir.
Diyetisyenler, Diyet ve Diyet Programları
Beslenmenin uzmanı deneyimli diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, bireylerin diyetle ilgili soru ve gereksinimlerini karşılayacak farklı ve özgün çalışmalar yapıyorlar. Diyet konusunu, sağlıklı beslenmenin temel ilkeleri doğrultusunda hastanelerdeki uzun süreli deneyimleriyle birleştirerek ve diyetetik alanındaki gelişmeleri uluslararası düzeyde yakından takip ederek değerlendiren beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, ideal kilo yönetimi konusunda özel projeler geliştiriyorlar.

Beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, sağlıksız menülerin olduğu bir işyerinde işyeri hekiminin dikkatli takip ve kontrolü sonucunda bazı kalp damar hastalıkları gibi rahatsızlıkların artma eğilimi gösterdiği örneğini veriyorlar. Aynı örnekteki verilerden hareketle rahatsızlıkları artan kişilerin işyeri dışında da sağlıksız beslendiklerini ve kendilerine uygun bir diyet programlarının olmadığını gösterdiğini belirten beslenmenin uzmanı Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, bu durumda öncelikle işyerindeki menülerin sağlıklı beslenme ve diyet ilkeleri doğrultusunda elden geçirilmesinin ve çalışanların sağlıklı beslenme ve diyet konusunda bilinçlendirilmesinin gerektiğini belirtiyorlar.
Diyetisyen: Beslenmenin Uzmanı
Beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, işyerinde başka bir deyişle ev dışında beslenme ile evde beslenmenin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söylüyorlar. Bireyin sağlık taraması bittikten ve vücut kompozisyon analizi yapıldıktan sonra ortaya çıkan verilere göre kendi günlük menü planını yapar hale gelmesinin önemine dikkat çeken beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, bunun için kişinin gereksinim duyduğu besin öğelerini ve bu besin öğelerini sağlayacağı yiyecek-içecek gruplarını yakından tanıması gerektiğini belirtiyorlar.
Diyetisyen değişim ölçülerini öğretir
Beslenmenin uzmanı deneyimli diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, temel 6 besin öğesi grubunun (protein, karbonhidrat, yağ, mineral, vitamin ve su) bilgisinin edinilmesi bunların sağlanabileceği yiyecek-içecek gruplarının (Tahıllar, Et ve Et Ürünleri, Süt ve Süt Ürünleri, Sebze ve Meyveler) öğrenilmesinden sonra sıranın asıl önemli adımın atılmasına geldiğini belirtiyorlar. Gereksinim duyulan besin öğelerini (yaklaşık 50 civarında) sağlayacak yiyecek-içecek gruplarından sağlıklı yiyecek ve içecekleri dengeli ve ölçülü bir şekilde almayı sağlayacak günlük menü ve öğün planının yapılmasının önemli bir adım olduğunu belirten beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, ideal tabak yapmayı öğrenmek gerektiğini söylüyorlar. Beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, mevsimlere göre değişen ve farklı farklı işlevleri olan binlerce yiyecek ve içecek çeşidinin bulunduğuna ve kişilerin farklı tat-lezzet algılarına da sahip olduğuna dikkat çekerek, bu kadar çok çeşitten seçim yapabilmek için değişim ölçüsü kavramıyla tanışmak gerektiğini belirtiyorlar.
Diyetisyen ideal besin tabağınızı ve günlük menü planınızı oluşturmanıza yardımcı olur
Örneğin diyetisyeninizle günlük karbonhidrat gereksiniminizi ve bunun da yaklaşık 10 dilim ekmek karşılığı olduğunu belirlediniz diyelim diyen beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, 10 dilim ekmek karşılığı karbonhidratı alabileceğiniz diğer kaynaklarla değiştirebilmek değişim yöntemidir diyerek değişimi açıklıyorlar. Beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, yani siz 10 dilim ekmek karşılığı karbonhidratı pirinç pilavı, bulgur pilavı, ekmek seçenekleri arasından ister birini ister ikisini ister üçünü birada kullanarak sağlayabilirsiniz diyorlar. Başlangıçta bilgileri edinmek ve hesap yapmak zor gibi gelse de değişimi kavrayan kişiler yiyecek-içecek (dolayısıyla yemek) seçme özgürlükleri olduğu için diyet yapma baskısından uzaklaşırlar diyen beslenmenin uzmanı diyetisyenler Diyetisyen Aysen Arıcan ve Diyetisyen Selma Önelge Gür, bu yöntemle yiyecek-içecek kaçamaklarının ve miktar sapmalarının programı birkaç güne yayarak daha kolay tolere edilebileceğini belirtiyorlar.
Yayın hakları ile ilgili uyarı
Bu sitede yer alan yazılarla ilgili olarak yazar adı, yazı adı ve www.beslenmevediyet.org kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. Alıntı yapılmadan önce www.beslenmevediyet.org yönetimine bilgi verilmesi gerekmektedir. Bilgi için: Tel: (212) 347 89 30 - Faks (212) 347 89 31 - iletisim@beslenmevediyet.org